Herkese yeni bir yazıdan merhaba. Spiritüel konular içerisinde “Boyut” konusu fazlasıyla popüler. Popüler olduğu kadar bir yandan pek çok önemli kavram gibi içi boşaltılan ya da karıştırılan bir konu. Biz de “Boyut” konusuna yeni bir “Boyut” getirelim istedik. Bu konuda Yükselmiş Üstat Sananda rehberliğinde aldığımız kanallık bilgileri ile yaptığımız KEŞM seanslarından topladığımız bilgileri derleyerek, “3B” ve “5B” kavramları üzerine olabildiğince sizi aydınlatmaya çalışacağız. Hepinize keyifli okumalar diliyoruz.
Şayet bu yazımızı diğer yazılarımızı bilmeden veya okumadan bulmuşsanız, size son dönem yazılarımıza göz atmanızı tavsiye ediyoruz çünkü “KEŞM Günlükleri, Anadolu Misyonu, Agarta ve Şambala, Annunakiler” yazılarımızda, burada da yer yer değinebileceğimiz pek çok önemli bilgiyi sizlerle paylaştık.

Yukarıda, Ergün Candan’ın “Kıyamet Alametleri” kitabında insanlarla paylaştığı, dünyadaki tekâmül süreci ve devreler olarak bahsettiği dönemler üzerine bir grafik görüyorsunuz. Özellikle bu konular üzerine paylaşılan savlarda, günümüze ulaşmış ezoterik kaynak yorumlamalarında, “Kıyamet” ve “Tufan” temeline oturtulmuş bir sıfırlanmadan bahsedilerek, boyut atlama süreci sonrasında insanlığın tekrar “Altın Çağ” diye ifade ettiği döneme gireceği belirtilir. Bazı spiritüalist yaklaşımlarda da 3B boyut düzleminden, yine yaşanacak bir “Hasat” ile büyük bir sıçrama eşliğinde 5B boyut düzlemine geçileceği belirtilir. İkiliğin son bulacağı, bireylerin ruhsal güçlerini kullanabileceği bir dönem…
Önceki paylaştığımız yazılarda hatırlarsanız sizlere, dünya okulunun işlevi ve geçirdiği süreç üzerine detaylı bilgiler sunduk. Yine bu yazımızda “Boyut” kavramını sizlere net şekilde ifade edebilmek için bahsetmemiz gereken noktalar olacak.
Ruhların tekâmül yolculuğunda, dünya gibi deneyim sahası olarak kullanılan, evrensel yasalara ve en önemlilerinden biri olan dualite yasasına bağlı gezegenler, sadece fiziksel bir katmandan oluşmaz; bu gezegenlerin de kendisine ait enerjisel katmanları mevcuttur. (Özellikle dünyanın astral planı aracılığıyla, insanlığın tekâmülünü baltalama üzerine “Agarta” ve “Annunaki” ırklarının nasıl müdahale ettiklerinden önceki yazılarımızda size bahsetmiştik.) Bir gezegendeki tekâmül süreci tüm bu katmanlarda ilerler. İlgili gezegen, ruhların deneyim oluşturmasına hangi yönden olanak sağlıyorsa, ruh buna uygun şekilde enkarne olarak bireysel tekâmül sürecinde ilerlemeye devam eder. Bu enkarnasyon süreci fiziksel olmak zorunda değildir. Örneğin dünyanın bir okul olarak göreve başlaması, ruhların daha süptil bedenler aracılığıyla enkarne olduğu zamanlara uzanmaktadır.
Evrensel yasalara bağlı deneyim sahaları da bütüne hizmet edebilecek şekilde oluşturulmaktadır. Ruhlar, kazandıkları liyakat ve edinimleri aracılığıyla, ışığa hizmet edecek görevliler haline gelir ve daha alt seviye ruhların tekâmül etmesine olanak sağlayabilecek logos ve alt logos olarak ifade edebileceğimiz yaşam sistemleri oluşturur. (Özellikle Anadolu Misyonu yazımızda “Dualite” prensibini açıklarken sistemlerin oluşumu üzerine detaylı bilgi paylaşmıştık.) Artık daha üst mertebeye çıkmış görevli ruhlar tarafından oluşturulan bu logos ve alt logoslar, kendi gerçeklikleri ile birer okula ya da evrensel yasalara uygun yaşam alanlarına dönüştürülmektedir.
Burada dikkat çekmek istediğim konu şu; dünya gibi bir okulla işi biten bir ruh, tekâmül yolculuğuna istediği yönde devam etmektedir. Dilerse kendi kozmik kökeni ile ilgili bir yolda olmayı seçebilir ya da yukarıda da örneklendirdiğimiz gibi bir logosun işleyişine katkı sunan bir ekibin parçası olmayı da tercih edebilir. Tercih edebileceği gibi kendisine liyakati çerçevesinde direkt olarak vazifeler de iletilebilir. Kısaca şunu diyebiliriz; tekâmül okullarının işleyişini denetleyen ve evrensel yasaların sağlıklı ilerlemesi için çalışan, görevli ve sorumlu olduğu deneyim sahasının daha üst seviye bir okula dönüşmesi için bir yolculukta olan, biz insanlara göre farklı bir düzeyde tekâmül eden ruhlar mevcuttur. Bundan ötürü, dünyamız ve dünyamız gibi tekâmül sahaları da gezegensel olarak bir tekâmül planına sahiptir.
“Boyut Sıçramaları” olarak tabir edebileceğimiz, bir gezegenin ışığının yükselme süreci sadece gezegenin kendi tekâmül planıyla ilerlemez. Buradan tekâmül eden ruhların yolculuğu fazlasıyla önem arz etmektedir çünkü ruhun bireysel planındaki ışık artışı, toplumları ve bu da haliyle ilgili gezegenin ilerleyiş sürecini belirlemektedir. İlerleyiş süreci potansiyellerle ifade edilebilir. Daha öncesinde bir tufan / sıfırlanma olması, insanlığın belli aşamaya geçme sürecinde tekrar olmak zorunda değildir. Okul vazifesi gören bir gezegen, kendi astral planında hem içinde tekâmül eden ruhların üst benlikleri hem de okulun ışık görevlileri her daim iletişim halindedir. Yani okul yöneticilerinin canı sıkılıp da oyun oynar gibi şöyle bir tufan oluşturalım demez. Okul gezegeni bir dönüm noktasında ise bunun için mutabakat şarttır. İnsanlığın ilerleyişi toplumsal planlara uygun gidiyorsa, bu okul gezegen de ona göre istediği yolda ilerler. Elbette bu da potansiyeller bütününden bir örnek sadece. İleriki aşamada nasıl bir düzen olacağı hakkında kesin bir ifade kullanmak hem etik olmaz hem de siz okuyan ve araştıran dostları yanıltır. Tabi günümüz internet çağı. Dünya üzerinde kıyamet tellallığı yaparak prim yapan ve korku frekansını yayan pek çok kişi var. (Özellikle komplo teorileri üretenlere, üzerine bir önceki yazılarda değinmiştik.)
Yükselmiş Üstat Sananda, kanallık bilgileri içerisinde ilerleyiş süreci ile ilgili şu ifadeyi kullandı: “İlerleyişi bir oyun gibi görebilirsiniz. Bir yandan kusursuz ışık olma yolunda bir ruh, bir yandan da buna imkân sağlamaya çalışmakta olan görevli ruh grupları. Ruhun ışık yolundaki ilerleyişi bu sebeple hep dinamik kalmaktadır.”
Buraya kadar olan kısım için minik bir özet yaparsak bir tekâmül sahası; görevlisinden buraya tekâmül etmek için en ilkel ruh parçasına kadar topyekûn tekâmül etmektedir. Hepsinin kendi taraflarında kazanımları, edinimleri ve öğrenme şekilleri kendilerine hastır. Sahada tekâmül eden ruhlar ne kadar aydınlanır ve ışık yolunda ilerlerse, bulundukları okul da ona göre sınıf atlar ve ışık yolunda sıçrama gerçekleştirir.
Değinilmesi gereken önemli bir konu da dünya üzerinde bedenlenen ruhların galaktik kökenlerinin enerji potansiyelidir. Bu dünyada tekâmül etmekte olan ruhların çoğunluğu, galaktik yuvalarında bu yazıda bahsetmiş olduğumuz boyut sıçramasını zaten yaşamış ve deneyimlemiştir. O yüzden bir okuldaki boyut sıçraması, aslında deneyimi olan bir ruh için zorlayıcı olmamalıdır. Ama burada farklı bir nüans söz konusudur. Ruhların kendi köken yuvalarında yaşadığı sıçramalar, ruhların kendi evinin şartlarına göre bir formdadır. Dünyamız adına konuşursak, 3B olarak ifade ettiğimiz boyut gerçekliğinde, ruhlar kendi potansiyellerini %100 yansıtmaktan çok uzaktadır. Bu da dünya titreşimlerinin etkisiyle ruhların, düşük duygu ve düşünce titreşimlerinin örüntüleri üzerinden deneyimler yaşamalarına sebebiyet vermektedir. Şimdi baktığımızda, burada tekâmül eden, edinimler kazanan ruh olsa da bunu ancak, ilgili okulun yasalarına uygun beden veya formlarla gerçekleştirebilmektedir. Bu sebeple iş sadece ruhun kendi titreşimi değil, enkarne olduğu okulun da titreşimini kapsamaktadır. Ruhun bir okulda enkarne olmasını, geniş alana yayılabilecek ve etki edebilecek bir maddeyi, küçük bir kaba sıkıştırmaya benzetebiliriz. Ruh için bu kabın büyüklüğü de ruhun okuldaki edinimleri çerçevesinde boyut değiştirebildiği için, her enkarne olan ruh aynı ölçüde bir yaşam enerjisine sahip olamamaktadır. Ayrıca enkarne olan ruhun yolculuğu, ruhun daha fazla ışığı tutabilecek seviyeye geldiğinde, enkarne beden – ruh bağlantısı daha yüksek seviyeye çıkar ve ruh kendi özüne ait enerji ve güçlere daha fazla erişebilir hale gelir. (Bu konular üzerine daha detaylı bilgi vermek adına Ruh enerjisi, versiyonlar üzerine KEŞM Günlükleri yazı dizimize yeni bir yazı eklemeyi planlıyoruz.)
Artık “Boyut” konusuna geçebiliriz.
Bir tekâmül sahasının boyut konusunda sıçrama gerçekleştirmesi, daha yüksek ışıkla titreşen bir deneyim alanına dönüşmesine olanak tanır ve böylelikle de daha üst seviye ruhların enkarne olmasını sağlar. Bu tür geçişler, bir anda oldu bitti türünde değildir. Dünyamız şu süreçte 3B’den 5B’ye geçiş konusunda bir hazırlık sürecindedir. Bu hazırlık sürecinde ışığa hizmet eden yeryüzü ekipleri, özellikle dünyamızın astral katmanında çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bu yapılandırmaların fiziksel plana yansıması konusunda “İşte şu bu olduğunda boyut değiştirdiğinizi anlayacaksınız” gibi bir argüman sunabilmek doğru değildir. Bu sıçramanın gerçekleşebilmesi zamana yayılacaktır.
Peki 3B – 5B geçişi sonrasında dünyayı ve insanlığı nasıl bir yol bekliyor, madde madde bakalım.
- Dünyamız dualite yasalarına bağlı bir tekâmül sahası olmaya devam edecek. Burası ruhların enkarne olarak belli bir müfredatta deneyim kazandığı bir saha. Bir okulun titreşimlerinin yükselmesi demek, ruhlara sunulan müfredatın da ona göre şekillenmesi demek. Dünya okuluna enkarne olan ruhların, kendi tekâmül yolculuklarında ruhsal bir ihtiyaçları bulunuyor. Dünya okulu boyut sıçraması yaşadığında, bulunduğu titreşime uygun ruhlar yine enkarne olmaya devam etmeyi seçebilir, başka bir yolu da.
- Dünyada enkarne olan ruhlar, kendi ruhsal potansiyellerini daha fazla kullanmaya başlayacak. Dualite yasalarına bağlı olmamız, ister istemez “Güç” konusunda özellikle hassas bir denge ihtiyacı doğurabilir. Gelen kanallık mesajlarında Yükselmiş Üstat Sananda özellikle Atlantis ve Lemurya dönemlerini işaret etti ve o dönem enkarne olan ruhların yine aslında “Güç” odağında deneyimler üzerinden ilerlediğini belirtti. E şimdi de belli “Maddi” unsurları “Güç” olarak elde edenlerin eylemleri, çoğu şeye yön vermiyor mu? Dualite evreninde tekâmülümüzü sürdürdüğümüz sürece boyut ve zamanlar değişse de yine kutupluluk üzerinden ruhumuzun kazanacağı çok şey olacak.
- Boyut sıçraması için “Sıfırlanma” kesinlikle olması gereken bir yöntem değil. Yükselmiş Üstat Sananda kanallık akışı içerisinde ısrarla “Komplo Teorisyenleri” ve “Kıyamet Tellallığı Yapanlar” üzerine tekrardan dikkat çekmemi istedi. İnsanlık her zaman her şeyin bilinir olmasını ister ama bunun yolunun, kendi yolculuklarında daha derine inmek gerekliliğini görmezden gelir. Bu sebeple de başkalarının söylemlerine bağlı kalarak farkında olmadan kendi yolunda vakit kaybeder. Yazı içinde de belirttiğim gibi, bir okul topyekûn birbiriyle bağlı. Okulun işleyişi üzerine alınacak her türlü karar, bu okulun işlevini sağlıklı ve doğru gerçekleştirilebilmesi için, ortak bir hareketle alınır. Burada her zaman alternatif planlar söz konusudur. O yüzden birey olarak da bizim daha çok ışığı tutabilecek kapasiteye evrilmemiz önemlidir. Işık yolunda ilerleyen enkarne ruhlar çoğaldıkça, bizi barındıran sevgili dünyamız da geçiş için daha güçlü ve kolay bir şekilde gerekli sıçramayı gerçekleştirebilecektir. Lütfen “Yok şöyle kıyamet kopacak”, yok “İşte şimdi ayvayı yedik, bilmem ne oluyor” gibi manipülatif, ruhumuzun hücresel hafızasındaki yok oluş korkularını tetikleyebilecek sahte gündem oluşturanlara karşı kendi adınıza en doğru kararı verin, eylemlerde bulunun. Önceki yazılarda da belirttiğim gibi, bu ağız dualitenin karanlık tarafına ait.
Bir anda 5B’ye geçip bir sabah gözlerinizi açtığınızda, levite olmuş bir halde işinize gitmeyi düşünmüşseniz, bu yazı sizi biraz üzmüş olabilir. Hatta aranızda çoktan bireysel olarak 5B’ye geçmiş olduğunu düşünenleriniz bile olabilir. Yazıda da belirttiğimiz gibi, ruhumuzun galaktik kökeni bu yollardan muhtemelen çoktan geçti. Bu hissiyatınızın arkasında, ruhunuzun kayıtlarında yer alan bu duygu sizi tetikliyor olabilir. Üst boyut titreşimlerinin ne kadar güzel ve güçlü olduğunu anımsıyor olabilirsiniz ama bu sizin rehavete kapılmanıza sebebiyet vermemelidir. Geçtiğimiz günlerde “Helios” kanallığı aracılığıyla gelen “Rehavet” mesajını tekrar okuyun. Biz bu güzel dünya okulundayız ve yolumuz ışık. Daha çok ışık kapasitemizi artırmak adına bu yolda atacak çok adımımız var.
Her daim hatırlayın. Dualite yasalarına bağlı dünyamızda ışık ne kadar baskın olursa, dünyamızın liyakati de o denli yükselecek ve boyut sıçraması sağlanacaktır. Elbette bunun yine potansiyellerden biri olduğunu da hatırlayın. “Sıfırlanma” olarak aklınıza gelebilecek bir durum da yine bizim elimizde.
Yolculuğumuz, bu yaşamdaki en iyi versiyonumuza dönüşebilmek üzere. Kendinizi bilmek yola koyulmaktan geçer.
Kim olduğunuzu hatırlayınız.
Sevgilerimle
25-27 Mart 2023
Taner Tözün
(Kanallık: Yükselmiş Üstat Sananda 12 Mart 2023)

